Süzülme / Özgür Atlas

Süzülmenin Dansı ve Modern Bir Dans Eleştirisine Giriş 1
‘’Suyun hareketi genellikle, toprağın yüzeyinden katmanlarına, aşağı doğru, derinlemesine ve ısınsal olarak devam eder. Bu gizli yerlerde kendi korkularınızı, kendi kurtuluşunuzu, tutkunuzu ve dönüşümünüzü bulursunuz. ‘’ yazısıyla tanıtılan “Bağımsız Çağdaş Dans Sanatçısı Cansu Ergin’ in 2010 yılında sergilediği ve koreografisi kendisine ait ‘Süzülme’ adlı solosu bu eleştiri yazısının konusu olacaktır. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Dans Platformu yerel seçkide yer alan, 2011 Szolo Duo Budapeşte Uluslararası Dans Festivali’nde ”En iyi Performans ve Koreografi” ödülüne layık görülen bu eser ayrıca 2012 yılında Avrupa’ nın en büyük performans ağı olan Jardin d’EUROPE tarafından ”eser” olarak kabul edilmiştir. *

Tek kişilik, müziğin kullanılmadığı yaklaşık 10’ süren bu solo, dans ve performans sanatlarının bir çok öğesini barındırır. Bu performans, günümüz sanatını anlamak için bir sürü yazı yazıldığı düşünüldüğünde ve sanatın bir çok formunun birbirine girdiği günümüzde disiplinlerarası çalışmaları anlamak için önemli ipuçlarını barındırıyor. Bu yazıda yöntem olarak öncelikle izlenenler (Sahnede olup bitiyor?) aktarılıp sonra performansı izlerken akla gelen düşünce, hisler, ilişkiler ve imgeler (Sahnede olup bitenlerin izleyen kişide oluşturdukları) ortaya konulacak, sonra bunların genelde sanatla, kültürle ve günümüz toplumsal ilişkileriyle bağlantıları kurulmaya çalışılacaktır.

Sahnede seyircinin hemen önünde siyah bir gecelik giymiş, yere boylu boyunca kapanmış elleriyle destek alacak bir şekilde duran bir kadın bedeniyle sahne açılır. Sahnede yavaş hareketler eşliğinde Yüzüklerin Efendisi filminde ‘Gollum’ karakterini çağrıştıran bir beden duruşuyla bu bedenin hareketini, geriye doğru sürünmesini ve onun çıkardığı sesi izleriz. Bu hareketler çeşitli sürünen hayvan imgeleri akla getirebilir. Böcekler, çok bacaklı olup oradan oraya koşturan hayvan imgeleri akla ”böcekleşme” üzerine bazı imgeler de akla getirir. Dansçının bedeninin bir böceğin formunu alması meselesi bir performer neden böcekleşen bir bedeni seyircinin gözüne gözüne sokmak için bu kadar uğraşır ?. ‘’Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur.’’ Performer de sanki böcek gibi sahnenin ortasına atılmıştır ve sahne aydınlandığında neden böyle olduğunu anlayamadan oradan buraya savrularak kendini bulma telaşı ve endişesi yaşar gibidir. Bir insana ne olurda böcekleşir ? Bu bir çok sosyal, tarihsel, kültürel ve psikiyatrik konuyu içinde barındıran bir konudur. Konunun genişliği ayrı bir tartışma konusu olduğunu bilinciyle bir insanın insan olarak değil de başka bir yaşam formu olarak kendini algılaması, görmesi büyük bir insani trajedisidir ve mutlaka aydınlatılması gerekir. Buradaki varoluşsal meseleye Kafka, Sartre, Camus gibi yazarlardan alıntılarla süsleyip açıklayabiliriz. Ama bizim meselemiz şimdilik bu olmadığı için buraya girmeden sadece bu solo gösterisi buna gönderme yaptığını ve böyle bir tartışmayı açmayı başarabilen imgeler yüklüdür. Bu açıdan da başarılıdır.

cansu-ergin-3.pngPerformansın bir kaç yerinde zaman zaman tekrarlanan bu hareket, Filmdeki ‘’Gollum’’ gibi oradan oraya yerde sürüklenme hareketi ve o hareketin yerde sürüklenmesiyle ortaya çıkan sesinin güçlü olması iyi bir keşiftir. Dansçı buradan ortaya çıkan imge ve anlamla çalışmanın sonuna kadar uğraşır. Gollum karakteri Yüzüklerin efendisi filminin önemli ve efsaneleşen karakteridir. Filmin iyi kötü arasında kalmış ve yüzüğün büyülü gücüne kendini kaptırmış karakter olan Gollum bu sıkışmışlığı kendi iç sesi ve hareketleriyle ortaya koyar. Pis suratıyla bazen sürünerek, bazen de 4 ayağın üzerinde o yüzüğü almak için kendi içiyle mücadele ederek, kendi korkuları ile arkadaşlık, yardımlaşma ve bencillik arasında gidip gelir. Film boyunca yüzükle imtihan olan Gollum iğrenç ve kötücül duygulara teslim olduğunda sürünerek, küçülerek, saklanarak hainlik, kalleşlik ve kötücül duyguların kaynağına dönüşür. Bu performansta dansçının sergilediği temel hareketler serisinde ‘Gollum’ un olması da o gidip gelmeleri, içte yaşanan yoğun çatışmaları ve kararsızlıkları yansıtıyor gibidir. Kendi vücuduyla dövüşen ve oraya buraya savrulan bir bedenin içindeki itici gücün yoğun ve çelişkili tarafını yansıtır gibi görünüyor. İğrençlikle tuhaflık, kötülükle kendini bulma arasında gidip gelmeler sahnedeki hareketlerle belirginleşir.

Sahnede süzülerek, bir makine andırır şekilde yerde hareket ederek, pervane gibi ileri geri bacaklarının gidip gelmesiyle sahnenin arkasına ve sağ tarafına yolculuğunu sürdürür. Bacaklar sahnede yön değiştirmesini, sağa sola akışını sağlayan parçalar gibidir. Sahnenin ortasına kollarını kullanarak dönerek gelir. Birbirine benzeyen hareketleri tekrarlayarak oturma düzenine geçer. Bir kurbağayı andıran dönüşler, ilerlemeler içinde kollarını ve bacaklarını kullanarak sahnenin ortasına kadar gelir, bazen durarak yavaş hareketlerle ve tüm vücut aktifleştiği, Gollum’u andıran hareketleri tekrarladığı hareketler bütününden sonra ayağa kalkar. Zaman olarak ani yönelimler, çıkışlar ve beklenmedik hızlı hareketler olduğu gibi süreğen, yumuşak serbest bir akışın kullanıldığı bir hareketler seçilmiş. Bedenin güçlü aktif şekilde kullanarak mekanda elleriyle, ayaklarıyla sağa sola giderek dansını sürdürür. Zaman zaman ellerin, zaman zaman başın, zaman zaman ayakların yöneticiliğinde sahnenin başka yerlerine savrulur, düşer, kalkar, gider, gelir. Tüm beden aktif ağırlık içindedir. Güçlü ve tutuk akış genel olarak kullanılsa da kollar merkezde tüm mekanın doğrudan belli bir yönelimle kullanıldığı hareket eğilimleri görürüz. Bu güçlü savruluşlar bir akışı hatırlatır gibidir. Akıcı bir şeyin içinde debelenip duran süzülen, giden bir ağır bir cismin savrulmasına benzer. Sahnede dönmeler, kendini fırlatmalar, dönüşler, düzenli birbirinin aynısı hareketler bütünü, kapanmalar, açılmalar, lastik gibi esnemeler, savrulmalar izlenir. Bazen iç içe, bazen sırayla bedenin tüm imkanlarının denendiği hareket serileri sahnede görülür. Bedenini kullanış biçimi, farklı ve vücudun olanaklarından elinden geldiğince yararlanması ve onu çeşitli formlara sokabilmesi izlenebilirliği artırır. Baştan sonra izlerken çok sıkılmadan akışı takip edilebilir ve gösterinin aktığını görülür.

cansu-ergin-4.pngBu akış imge dünyasını da harekete geçirebilir. Uçsuz bucaksız evrenin sonsuzluğunda tüm her şey aslında bir toz zerresi imgesi gibi süzülme hali içindedir. Gitme, gelme, çarpma, tıkanma ve tüm bu hareketliğin, akışın bir ritminin ve sesinin olması da birey olarak insan yaşamının o tarafa bu tarafa sürüklenmesi ve yaşamın kaynağına ve bir toz zerresi olarak akış halinde olmasına dair düşüncelerimi harekete geçirir. İzleyici bu süreç boyunca bir yolculuk yapar, gider, gelir, uçar, yükselir, bir şeylere çarpar, uzar gibidir. Sözsüz sadece hayatın kendi doğal ritmi içindeki bu akış nedensiz yada kaotik yada bir nedenle bir hikayesi zaman zaman olan şekilde ilerliyor. Burada sonsuz evrenin sonsuz çeşitlilik olasılıklarında belirsiz bir hikayeye konu olmak üzerine düşünme içinde böyle düşünceler içinde bir arayışa yönelilebilir. Bu yolculuğun sonsuz fırsatlar içerdiği gibi bu karşılaşmalardan kötü şeylerde çıkabilir meselesi üzerinde düşünceler içine girilebilir. Bedenin bu acı çekme, kendisiyle uğraşma meselesi içinde acı kavramı üzerine düşünülebilir. Aklınıza bu akış içinde bir yerlere ulaşmaya çalışarak, sürüklenerek yalnızlık ve çirkinlik, saçmalığı iyice şizofrenik bir yolculuğa doğru yol alınabilir. ”Yakmak için ne duruyorum ? ” deyip içinizdeki çatışmalara dair çıkarımlarda yapabilir, kıyamet kopuyor içimizde, dışımızda buna dair neler olduğu üzerine konuşmalar da üretilebilir.

Bu süzülme ve akış hali ayrıca su imgesi üzerinden bazı düşünceler uyandırabilir. Suyun izlemek, akışını, durgunluğunu izlemek ne demek? Ben burada akıcıyım, yalnızım, akışkanım, suyum içim net, aynı zamanda geçiciyim, ısıyla çözülüp başka bir forma dönüşebiliyorum, mantıksal olan değilim gibi bir hikayede yazılabilir. Suyun akışı bir hikayesinin olması da süzülme hali aynı anda ama katı sıvı gaz halleri üzerine de yumuşak ve sert olana da yayılma, dağılma ve mutlaka bir yerlere gitme halini hatırlatıyor. Bir imge bizi nereye kadar götürebilir? üzerine düşünebilir. Hareketin olmadığı bir anda dansçının ellerinde bir şeylerin dolaştığını yumuşak hareketler eşliğinde yere belli bir esneklikte, etrafa ışık gibi etrafına yayılmasını, oynamasını, açılıp kapanmasını izlenir. Okun yayını çeker gibi yaparak dönerek ellerinin götürdüğü yere giderek yapar. Sahnenin önünde durur elleriyle yerden bir şey alır gibi yaparak aldığı şeyi vücuduna getirir, onu yaymaya çalışır. Boynuna dokunur gibi yapar sonra onu göğsüne getirir sağına soluna yayar. Sol eliyle başını geriye doğru çeker soluna yönelir ve oradan vücuduna yayılan dolaşan şeyi hissederiz. Bir şey elinden aşağıya süzülür gibidir kopmadan lastik gibi sallanarak yaylanması izlenir.

cansu-ergin-5.png

Ellerine dolaşır, bir su damlasının elinde ve kolunda dolaşmasını düşünür gibi oluruz. Tüm vücut onun hareketini izler. Sonra boynunu tutar ve orada durur başı sola doğru arkaya doğru götürür ve elleriyle boynunda dokunarak fermuar kapatır gibi ya da bir şeyi çeker gibi yaparak ve en son kollarını göğsünde birleştirip havaya kaldırarak başlıca hava yol açacak şekilde bir eli göğsünde bir eli merkezinde sıkıca tutulmuş gergin bir şekilde gezdirir. Sonra sağ eli sol kalçasına sol elini sağ omzuna getirip sarar, kendini açar gerilir, tutulmuş gibi birden gerginleşir kollar havaya kalkarak kendini dengede tutmaya çalışır. Kasılmaların, çekiştirmelerin, zıplamaların, gerginliğin olduğu bazı hareketler izleriz. Gerginlik huzursuzluk ve nefesi izleriz. Karanlıkta izleyene üzerine üzerine gelebilecek bazı ögeler seçilmiş gibidir. İçimizdeki hayata karşı bir debelenmeyi izleyeni bazen rahatsız edecek şekilde içimizi imgeler dolduran unsurlarda vardır. Bir de ışığın çok etkisiz olduğu bir sahneden karanlık içinde yapılarak bir sürü hareketlilik içermesi farklı hisler oluşturabilir. Sahnenin her tarafında olması ve buraların sınırlarından bedeniyle yararlanmaya çalışması, kullanması, farklı düzeyleri kullanması ve yayılma, süzülme, dağılma, sürüklenme, esneme, gevşeme, gerginleşme, açılma, kapanma, çarpma, yuvarlanma, büyüme, küçülme, sıkışma, çarpışma, dönme, dönüşme, sürünme vb gibi bir çok eylemi kullanması da farklı anlamlara yol açabilecek ve küçük ama etkili bir sürü anlam öğesinin de işin içine katıldığını gösteriyor. Ayrıca hareketler arasında dur ve diğer bir harekete geç yerine çoğunlukla bir kendiliğinden geçiş te olması hareket kalitesini, izlenebilirliği ve şaşırtmayı artıran göze batmayan unsurlar olarak karşıma çıkar.   Geri gidişlerin sık kullanıldığı, kolların birinin yukarıda birinin gergin bir şekilde aşağıda olduğu bacakların bir öne bir arkaya gittiği mekanın değişik yerlerinin kullanıldığı hareketler görürüz. Kolların aşağıya yukarıya öne ileriye geriye dolaştığı ve dönerek etrafında yaptığı hareketler buna eşlik eder. Kendini sakladığında serbest, dönüşleri tutuktur. Elleri döner artık yukarı çıkar başı yukarı kaldıran ellerle ortada salınımlar dönüşler görürüz. Salınımın arkasında karanlığa bazen kaybolur, bazen öne doğru çıkar artık eller yukarı çıkmıştır başı yukarıya yöneldiğinde ışık kapanır ve performans biter.

Dansçı olarak bedenini kullanım biçimindeki formlarda çok düşünülmüş, seçilmiş, estetize edilmiş unsurlara rastlayabiliyoruz. Kolların aktif ve önde olduğu ve merkezi oluşturduğu yönettiği götürdüğü sürüklediği belirleyici olduğu hareketler karşımızda durmaktadır. Ellerin yukarı bakması, başın geriye doğru düşmesi kolların aktif ağırlıkta olup sürekli yukarı göstermesi havayla ve yer üstüyle bir ilişkinin varlığını düşündürtmüştür.

Müziğin hiç kullanılmadığı, ışık ayarlamalarının hiç yapılmadığı bu çalışmada mekanın ve ışığın doğal olanaklarından yararlanılmış gibi durmakta. Doğallık burada bilerek seçilmiş gibi duruyor.

cansu-ergin-6.pngAyağa dikildikten sonra oraya buraya savrulmaları yine o hareketin çeşitlemesi gibi gelse de hareketler bütünü sanki başka imgelere dönüşür gibidir. Tanıtım yazısı sanki sizi esir alır. Su, kaynak, çoşma, süzülme, dağılma, savrulma gibi imgeler aklınıza gelebildiği gibi suyun kendini arayışı akması ve oraya buraya akması gibi düşünceler içine girebilirsiniz. Bir ara sonlarında sahnenin ön tarafında durup dansçı bedeniyle suyu deneyimler gibidir. O suyu elleriyle vücuduna alıp dolaştırır akmasını görür gibi oluruz. İmge canlanır elle tutulur bir şeye dönüşür. Sonra onu içine alır boynunda tutar burası ilginçtir. Elleriyle onu vücuduna almasına yardımcı olur. Yutar ve artık o hale gelir onun içinde bir yer edinmesini sağlar ve elleriyle çalışmayı sonlandırır çünkü artık oradan buraya savrulan akış yolculuğunu bitirmiş ve sürekli ikametgahına gelmiş gibidir gökyüzüyle buluşmuştur.

Toparlayacak olursak çalışmayı kendi içinde üç bölüme ayrılabilir. Yerde başlayan ”Gollum” gibi hareketlerin yapıldığı bölümler, ayakta oraya buraya salınımların çarpmaların olduğu, tüm bedenin aktif ve güçlü göründüğü hikayenin katmanlarını dolaştığı ( katı, sıvı, gaz, su, toz zerresi, vb imgelerin dolu olduğu) bu bölümden sonra en sonra artık dansçının içine alma süreciyle son bulan bedenin kendi içinde gerçekleşen bir hikayeye dönüşüp göğe yükseldiği bir bölüm.

Tüm bu bölümler birbirinde iç içe geçtiğini görebiliyoruz. Belli bir sıralama yok gibidir. Bütün vardır. Parçalar bütüne ilişkin net bir şey söylemeseler de sahnede olan bitene ilişkin bir bütüne ulaşılabilir gibi durur. Geçişlerdeki akıcılık çok sırıtmadığı için anlamın oluşmasına katkı sağlıyor.

Toparlayacak olursak devinim halindeki performansçının bedeninin mekanla kurduğu ilişkiden bir imgeler dizisi oluşturulmuş gibidir. Dansçının ilk başlarda kullandığı ve fotoğrafta da gördüğümüz formun çeşitli şekillerde karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Oturma ve ayaktaki düzeylerde onu deneyimlemiş gibidir. Buda performansın akış halindeki bedenini bizde, içimizde de oluşturmak için doğru imgeleri, sembolleri ve hareket tarzlarını bulup bunu estetize ettiğini düşündürüyor.


Kaynaklar :


o%cc%88zgu%cc%88r-fotoÖzgür Atlas, Marmara Üniversitesi Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü mezunu. Anaokulu ve ilkokullarda Psikolojik Danışmanlık tecrübesinin ardından Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisansını günümüz çizgi filmlerinin çocuklarda değer üretimi konusunda tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Performans Sanatları Bölümü’nde öğrenci oldu. Halen özel bir rehabilitasyon merkezinde otizmli, zihinsel engelli çocukların eğitim koordinatörlüğünü yapıyor. Farklı disiplinlerden çocuklarla dans hareket terapisi çalışmaları yürütüyor. Dans hareket terapisi, psikolojik danışmanlık, okul öncesi çocuklar, yaratıcı hareket ve performans sanatları gibi çeşitli disiplinleri birleştirerek çalışmalarımı yapıyor.